30 Haz DÖNGÜSEL EKONOMİ YOLCULUĞU İÇİN ÖNEMLİ BİR MESAFE
İrfan Donat
Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü
DOA (Depozitosu Olan Ambalajlar) sistemini, Türkiye’de atık yönetiminden ziyade kaynak yönetimine geçişin en somut ve kritik adımlarından biri olarak görüyorum. Zira bu uygulama aslında çöp ya da atık olarak nitelenen hammaddeleri ekonomik değere dönüştüren yeni bir döngü modeli fırsatı yaratıyor. Sıfır Atık hedefleri açısından bakıldığında, plastik, cam ve alüminyum ambalajların kaynağında ayrıştırılarak yeniden ekonomiye kazandırılması hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli bir eşik. Gelişmiş ülkeler bu modeli uzun süredir uyguluyor ve süreci başarılı şekilde yönetiyor. Türkiye’nin geç de olsa bu uygulamayı hayata geçirme kararını olumlu karşılıyorum.
HoReCA sektörü için bu süreç ilk etapta ek operasyon, alan yönetimi ve tüketici bilgilendirmesi gibi yeni yükümlülükler ve dolayısıyla kısa vadede ek maliyetler getirecek gibi gözükebilir. Ancak bu modelin, orta ve uzun vadede işletmelerin sürdürülebilirlik performansını güçlendiren, çevre bilincine sahip tüketiciler nezdinde marka değerini artıran önemli bir dönüşüm fırsatına dönüşeceğini düşünüyorum.
Bence burada asıl kritik noktalardan bir tanesi şirketlerin bu konudaki kararlılığı kadar tüketici davranışındaki değişim olacak. Eğer sistem etkin ve doğru şekilde çalıştırılabilirse ve vatandaş ambalajı atık ya da çöp yerine bir değer olarak görmeye başlarsa, Türkiye döngüsel ekonomi yolculuğunda önemli bir mesafe kat edebilir. O yüzden DOA, yalnızca çevre odaklı bir depozito uygulaması değil; üretimden tüketime uzanan zincirde kaynak verimliliğini yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşüm adımı olarak görülmeli diye düşünüyorum.
DOA sistemini, Türkiye’de atık yönetiminden ziyade kaynak yönetimine geçişin en somut ve kritik adımlarından biri olarak görüyorum. Zira bu uygulama aslında çöp ya da atık olarak nitelenen hammaddeleri ekonomik değere dönüştüren yeni bir döngü modeli fırsatı yaratıyor. Sıfır Atık hedefleri açısından bakıldığında, plastik, cam ve alüminyum ambalajların kaynağında ayrıştırılarak yeniden ekonomiye kazandırılması hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli bir eşik. Gelişmiş ülkeler bu modeli uzun süredir uyguluyor ve süreci başarılı şekilde yönetiyor. Türkiye’nin geç de olsa bu uygulamayı hayata geçirme kararını olumlu karşılıyorum.
HoReCA sektörü için bu süreç ilk etapta ek operasyon, alan yönetimi ve tüketici bilgilendirmesi gibi yeni yükümlülükler ve dolayısıyla kısa vadede ek maliyetler getirecek gibi gözükebilir. Ancak bu modelin, orta ve uzun vadede işletmelerin sürdürülebilirlik performansını güçlendiren, çevre bilincine sahip tüketiciler nezdinde marka değerini artıran önemli bir dönüşüm fırsatına dönüşeceğini düşünüyorum.
Bence burada asıl kritik noktalardan bir tanesi şirketlerin bu konudaki kararlılığı kadar tüketici davranışındaki değişim olacak. Eğer sistem etkin ve doğru şekilde çalıştırılabilirse ve vatandaş ambalajı atık ya da çöp yerine bir değer olarak görmeye başlarsa, Türkiye döngüsel ekonomi yolculuğunda önemli bir mesafe kat edebilir. O yüzden DOA, yalnızca çevre odaklı bir depozito uygulaması değil; üretimden tüketime uzanan zincirde kaynak verimliliğini yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşüm adımı olarak görülmeli diye düşünüyorum.