04 Kas KARNIYARIĞI FREEZE-FRY İLE HAZIRLAYABİLİR MİYİZ?
Deniz Temel
Alaf Kurucu Şef
Freeze-dry (dondurarak kurutma) teknolojisini yaklaşık üç senedir yakından takip ediyor ve farklı şekillerde kullanıyoruz. Hatta ilk kurulduğumuz yıllardan beri bu teknolojiye ilgimiz var. Makinesi olan üreticilerden denemeler yapmalarını istiyor, farklı ürünlerde nasıl sonuçlar alabileceğimizi araştırıyoruz.
Dünyada gıdaya erişim zorlaştıkça, kaynaklar azaldıkça ve gıda üretimi dönüştükçe bu teknolojinin değeri daha da artacak. Aynı zamanda yaygınlaşmasıyla birlikte maliyetlerinin düşeceğini düşünüyorum. Bugün yeterince yaygınlaşmamasının temel sebeplerinden biri de bence bu maliyet meselesi. Hem üretici ve yatırımcı tarafında hem de tüketici tarafında.
Anadolu mutfağı ve geleneksel Türk yemekleriyle bütünleşmesi meselesine gelirsek, bunun için biraz daha zamanımız olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de gastronominin, özellikle de restoran kültürünün bazı ülkelere göre daha yavaş dönüşmesinin sebeplerinden biri hâlâ evde yemek yapan ve evde yemek yiyen bir toplum olmamız. Evde yemek yapma alışkanlığı azaldıkça hazır ve pratik gıda teknolojilerine olan ihtiyaç da artacak. Bunun iyi bir gelişme olduğunu söylemiyorum ama dönüşümün böyle ilerleyeceğini düşünüyorum.
Burada önemli olan, kendi yemek alışkanlıklarımızı ve kültürümüzü bu teknolojiye nasıl taşıyacağımız. Karnıyarığı freeze-dry teknolojisiyle hazırlayıp daha sonra tüketebilir miyiz? Evet, yiyebiliriz. Üstelik doğru reçete ve teknikle çok güzel de olabilir. Pilavı aynı şekilde hazırlayabilir miyiz? Elbette.
Ben bu teknolojinin restoranlardan çok perakende sektöründe büyüyeceğini düşünüyorum. Asıl karşılığını raflarda, evlerde ve günlük tüketim alışkanlıklarında bulacak. Restoranlarda ise biraz farklı bir kullanım alanı olacağını öngörüyorum. Freeze-dry ile hazırlanmış hazır yemeklerin restoranlara girmesinden ziyade, küçük ölçekli makinelerin ucuzlayarak profesyonel mutfaklara gireceğini düşünüyorum. Çünkü bu teknoloji aynı zamanda müthiş bir doku oyuncağı.
Yerel mutfağın dünyaya açılması açısından da çok önemli bir fırsat. Anadolu’nun bir yemeğini, kendi coğrafyasından binlerce kilometre uzakta, uygun saklama ve hazırlama koşullarıyla insanlara ulaştırabilmek başlı başına heyecan verici. Ama bütün bunların merkezinde yine kültür olacak.