BİLEŞENLERİN İŞLEVSELLİĞİNE YATIRIM YAPIN

BİLEŞENLERİN İŞLEVSELLİĞİNE YATIRIM YAPIN

Ludovica Leone
Bologna Business School Food Innovation & Regeneration Executive Master Programı Bilimsel Direktörü

Protein, niş bir performans iddiası olmaktan çıkarak ana akım bir pazar özelliğine dönüşüyor. Bakliyattan fermantasyona, alglerden böceklere kadar protein kaynakları çeşitleniyor. Alternatif proteinler kaynak kullanımını yüzde 70’e kadar azaltma potansiyeli taşısa da ölçeklenme ve tüketici kabulü hâlâ önemli engeller olarak öne çıkıyor. (Nirmal ve diğerleri, 2025)

İtalyan şirketlerinin attığı adımlar da bu dönüşümü ortaya koyuyor. Örneğin; Gruppo Tonazzo, geleneksel et ürünleri faaliyetlerini sonlandırarak tamamen bitki bazlı ürünler sunan Kioene markasına odaklandı. Köklü bir İtalyan şarküteri ürünleri üreticisi olan Felsineo ise buğday, acı bakla ve nohut unlarını ekşi mayayla birleştiren, en az yüzde 30 protein içeren vegan şarküteri ürünü Veg’s Mopur’u geliştirdi ve patentledi.

“Proteinleştirme” eğilimi özellikle içecek kategorisinde belirginleşiyor. Süt ürünleri sektörünün lider şirketlerinden Granarolo; kutu başına 20 gram protein içeren laktozsuz milkshake’lerin ve şişe başına 35 gram protein içeren kefirin de yer aldığı High Protein ürün serisini geliştirdi. Rekabet artık “Kim protein sunuyor?” sorusundan “Kim kaliteyi, lezzeti ve sürdürülebilirliği büyük ölçekte kanıtlayabiliyor?” sorusuna doğru kayıyor.

Benim önerim; bileşenlerin işlevselliğine yatırım yapılması, “protein-washing” olarak tanımlanabilecek yüzeysel protein iddialarından kaçınılması, rejeneratif tedarik zincirlerinin güvence altına alınması ve start-up’lar ile üniversitelerle açık inovasyon çalışmalarının yürütülmesidir.